13 Aralık 2011 Salı

Uçuyorsun, kaçıyorsun. Sonra sana uçuk kaçık diyorlar.

"Kendini martılarla bir tutma, senin kanatların yok."

   Uçup gitmektense araya bir toplu taşıma aracını sokmak fikri kötü gelebiliyor. Mesafe uzuyor. Etrafınız kapatılıyor. Araba gibi bir şeyle. Camları falan. Dışarısı görünüyor. Dışarısı sizi görmüyor ama. Kötü bu.
   Sonra gidesiniz gelmiyor. Uçamadığınız için rüzgar gözlerinizden de öpemiyor. İnsanın martı olmadığını kabullenmesi gerekiyor.

   Küçük İskender de bana kara şövalyem derdi. İnsanın söylediği yalana bir süre sonra kendisinin inanması gibi bir durum da var. Lisede söyledim bunu. Hala söylerim. Hala inanır gibi olurlar. Hala güleriz.
   Sanat terapisi gerekli.

 

7 yorum:

deeptone dedi ki...

bunu sen mi yazdın. ne güzel. neden sordum çünkü yani bildiğimiz küçük iskender mi sana kara şövalyem diyordu.
:)
sanat terapisi. ne güzeeeeel laf.
:)

Serapus dedi ki...

Bunu ben yazdım. :)
İlk söz şarkı sözü ama.
Kara şövalye hikayesi de şöyle: :) Küçük İskender'in şiir dinletisine gitmiştim çok zaman önce. Arkadaşlarım da vardı. Simsiyah giyinmiştim o gün çoğunlukla olduğu gibi :) Sonra arkadaşlarımı Küçük İskender bana kara şövalyem dedi hep diye kandırdım. :D Öyle bi şakası oldu aramızda, güzel zamanlardı. :)

Bi de sanat terapisi varmış gerçekten. :) Art therapy. :)

deeptone dedi ki...

buna benzer bişi olduğunu tahmin etmiştim. çok şeker espri bence de.
sanat terapisi mantıklı evet. sanatı terapi ediyor olmalılar. ay ne komiğim sana benzedim.
:)

Serapus dedi ki...

Ama böyle olmaz deep, çalışmamız lazım üzerinde biraz. :D Benim de geliştirmem lazım kendimi tabi. :D

men de boor dedi ki...

farklı bir terapi anlayışın var. sanat toplum içindir der, selam ederim :D

Serapus dedi ki...

men de boor;
Benim terapi anlayışım yok ki. :)

oz dedi ki...

İnanır gibisin...