10 Ağustos 2013 Cumartesi

Ya Ya Ya Ya Ben En Güzel


Söyleyeceğimiz şeyleri sadece bir cümle ile ifade etmek gibi bir kolaylık varken kendimizi uzun uzun edebi cümleler kurmaya zorlamamız ağır eşya kaldırmak gibi.
Halbuki çat diye kırabilirsin kalpleri. Bir hamlede söyleyebilirsin sevdiğini. Bir bakışla ifade edebilirsin nefretini. Yine aynı bakışla anlatabilirsin heyecanını.
İki kelimelik bir küfür çok iyi iş görür kızgınlığını açıkça belirtmek için.

Ama insanız. Biraz korkak, biraz kibar, biraz cesaretsiz. Tüm bunlar bizi yeni yeni cümleler kurmaya itiyor.
Ya da ben böyleyim en azından, lafı dolandırmayı seviyorum. Bu bazen kırmamak için oluyor, bazen kızgınlıktan, bazen heyecandan. 

Fakat yaş geçtikçe daha net olmaya başlıyor insan. Ben de eski nazik halimden gitmek istemezdim. Ama bunlar hep yorgunluk belirtileri. Önceki kurduğun cümlelerin, halinin, tavrının kerelerce işe yaramaz olduğunu tecrübe ettikten sonra yeni keşiflere çıkmak kaçınılmaz oluyor. Daha cesaretli oluyor insan, daha düşüncesiz, daha heyecansız, biraz daha sevgisiz, biraz daha mantıksız…

Önceki hayatında biraz daha deli olan ve olgunlaşmanın vaktinin geldiğini düşünen insanlarda tam tersi gerçekleşiyor. Doğru olanı da bu sanırım.
Lakin bende biraz bunun aksi gerçekleşir gibi oldu. Çocukluğunda olgunluğu seçip, 23 yaşında bu olgunluğun artık yorduğu biriyim ben. Yani öyle sanıyorum. Öyle olmasaydı geçmişte olduğum gibi daha sık tutarlı olurdum, daha kararlı olurdum. 

Kararsızlığa denk olan kötü bir şey daha yok dünyada.

Ama bu hal ara sıra hoşuma gidiyor. Şimdilik şikayetim yok. Eskiyi ve yeniyi yeri geldiği zamanlarda kullandığım sürece herhangi bir problem yok.

Bu yaşlarda korkak hayaller kurmanın ve  haddinden fazla gerçekçi olmanın adına olgunluk deniyor. Hayallere sınırlamalar getirmek, onları köşelerinden kırpmak bizi büyütüyor, yetişkin oluyoruz. Bize o kurulan hayallerin içine sığacak yer kalmıyor. Sık sık “Ben bunun neresindeyim?” diyoruz. Diyelim güzelim. Hayal dünyasında yaşamanın manası yok.
Batsın bu dünya.

Diyeceğim şu ki bu sorunlar sıkıysa teker teker gelsinler, hepsini çözeriz, sıkıntı yok.

7 yorum:

Gingerbreadwoman dedi ki...

Yazına bayıldım. Kendini olgun görmene rağmen kendinde hala sorunlarla boğuşabilecek gücü gördüğüne göre iş bitmemiş bence daha sende.

Serapus dedi ki...

O gücü göremezsek sorunlar daha büyük bir hal alır.
Çok teşekkür ederim. :)

Mert dedi ki...

Şarkıyı gazeteler bile "Ya ya ya" diye yanlış yazıyor, bizler daha dikkatliyi... :) Kafa bloguma beklerim.

Serapus dedi ki...

Şarkı nasıl dilime dolanmış ona şaşırıyorum şu an.
Hoşgeldin.

bilinmezliklerinde bir ''İNSAN'' dedi ki...

geçen neyi fark ettim bak, ben bazı cümleleri sırf güzel diye kuruyorum. Benim gerçekliğimle bazen duygularımla bile alakası olmayan şeyler söylüyorum sırf kelime kombinesi şık durdu diye. Çok mu film izliyorum acep bu ara, fena.

Serapus dedi ki...

Benim de aynı şeyi yaptığımı fark ettin öyleyse. :)
Hem ben de bu ara çok film izliyorum.

Taner Erturk dedi ki...

İlk başta yüzünü ekşitip, burun kıvırıyor, sonra da dönüp dolanıp dibinde bitiyorsa faniler işte o zaman herşey yolunda demek.