16 Ocak 2013 Çarşamba

Sıradan Masaya, Masadan Hayata



Bir dönemin daha sonuna geldik sayın seyirciler.
Bu dönem geçmiş dönemlerimden farklı olarak, öğrencilerin son hafta okulu ektiği lakin öğretmenlerin okula gelme zorunluluklarının olduğu bir dönem. 

Sıralardan masaya geçtiğim dönem. 

Ama sınıflara az öğrencinin geldiği zamanlar ve bu sınıflarda yapılan sohbetler de bir hayli güzel. Dönemin yoruculuğundan sonra karşılıklı olarak tüm sevimliliklerimizin ortaya çıktığı bir dönem, oldukça sıcak bir dönem. Yani ne bileyim, bütünleştirici olmak güzel. Merak edilmek güzel, tüm ayrıntılarınızla. 30 çift göz bu, az değil.

Başlarken yaşadığım tüm şaşkınlıkların, “şimdi ne yapacağım?”ların biraz da olsa son bulduğu dönem bu dönem. Alıştığım dönem. Belki birazcık da mesleğimi sevmeye başladığım dönem. “Benden öğretmen olurmuş aslında ya” dediğim bir dönem. Ailemin, mahallenin, tanıdıkların “öğretmen kızımız” diye bana kucak açtığı bir dönem. 
Belki en çok sevildiğim dönem.

Dönemi kapatıyoruz. Sonra bir yaş daha büyüyorum bu ay. Öyle yeni yeni kararlarım yok, başlangıçlarım yok. Her şey olduğu gibi kalacak, ben ise geleceğim adına biraz daha fazla çalışacağım.
Bir şeyler değişecek, orası kesin. Kim görmüş hep durağan kalan şeyleri. Çoğunun hayatlarında uyguladığını yapıyorum ben de bu dönem, zamana bırakıyorum.

Benim işim insanlarla uğraşmak. Onlara bir şeyler öğretmekten evvel, onları tanımak. Hissettiklerini tahmin etmek. İşimin en çok bu kısmını seviyorum.

Örneğin girdiğim tüm sınıflarda bir çalışma yaptım bu hafta. Bir konu belirledim, onlar da o konu hakkında İngilizce yazı yazmaya çalıştılar. Topladım daha sonra onları, okudum. Konu şu: Write down the four most important things you have and explain why they are important for you.
Yani hayatlarındaki en önemli 4 şeyi yazıp, neden önemli olduklarını açıklayacaklardı.

En başta sadece somut düşünmeyin, soyut şeyler de olabilir dememe rağmen, hemen hemen tüm kağıtlarda “my mother, my father, my brother, my computer, my telephone, PS3” başlıkları var. Gençlik böyle. Okuması çok zevkli. Sizi tanımak güzel.

Hayatlarınızın seyri güzel değişsin. :)

13 yorum:

men de boor dedi ki...

my family diye özet geçene bonus vermen gerekir :D

Serapus dedi ki...

Var var öyleleri de. :)

ÖZGÜR dedi ki...

ne kadar uzak geldiyse bir o kadar yakın geldi okul sıralarında oturduğum günler. hele bahsettiğiniz tatil öncesi dönemler. hatırlıyorum dönem içinde çizmiş oldukları portreden farklı olan, rahatlamış, sıyrılmış öğretmenleri, hayat bilinmezinin doğru şıkkını söyleyeceklerini zannederek kulaklarımızı açıp dinlediğimiz ağızlarından çıkan samimi her cümleyi... süper!
verilen cevaplara gelince de; dönemsel olarak meydana çıkan değişiklik inanılmaz ve de kaçınılmaz.
sevgiyle...

Serapus dedi ki...

Özgür;
Öyle bir yorum yaptın ki, bu kocaman yazıyı boşuna yazmışım hissini uyandırdın, o kadar güzel. :)

ÖZGÜR dedi ki...

asla! düşünebiliyor musun; bugün bana ne hatırlatabilir di o günleri ya da hatırlatarak tebessüm ettirebilirdi böylesine sessizce, hoşça, ne? böyle düşününce benim için bu günlük tek yanıt: senin yazın. işte sana yazman, yazmış olman için kocaman bir sebep.
sevgiyle...

Serapus dedi ki...

Çok teşekkür ederim, çok!
Güzel kal. :)

Uzun Lafın Kısası dedi ki...

güzel bir yazı :)

Serapus dedi ki...

Uzun Lafın Kısası;
Teşekkürler. :)

kampet dedi ki...

güzel paylaşımınız için teşekkürler..

Muammer Karaca dedi ki...

İngilizce Öğretmeni misin? Eğer öyleysen ve atanamadıysan yada atanmak gibi bir derdin yoksa ve dahası iş arıyorsan yazılı keyifele okuyan ingilizce öğretmeni ben seninle çalışabilmeyi isteri. Contact me

Serapus dedi ki...

Muammer Karaca;
Hıhım İngilizce öğretmeniyim. Evet atanamadım, hazırlanıyorum tekrar.
Bir yandan da ücretli öğretmenlik yapıyorum. Çok teşekkür ederim önerin için, İngilizce öğretmeni olduğunu biliyorum senin de. :)
Sen öğretmenlik yapmıyor musun ki?

oz dedi ki...

Benim işim insanlarla uğraşmak. Onlara bir şeyler öğretmekten evvel, onları tanımak. Hissettiklerini tahmin etmek. İşimin en çok bu kısmını seviyorum.

'Önce onları tanımak'... Sır, bu !

Serapus dedi ki...

Kesinlikle.
Ama inan öylesine zor ki.